İBB’nin borcu arttı mı, azaldı mı?

CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Grup Başkanvekili Av. İsmail Doğan, Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına konuk oldu. Doğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinden borçlara, metro yapımlarından taksi polemiğine, Halk Ekmek büfelerinden kadrolaşma iddialarına ilişkin sorulara yanıt verdi.

Doğan’ın konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“BORÇLARIN YÜZDE 90’U RAYLI SİSTEMLER İÇİN ALINMIŞTIR”

Bugün artık borç yapmadan yatırım yapmayan kişi bile yok. Kredi kartı bile bir borç alma şeklidir. Belediyelerin asıl geliri merkezi idareden gelen gelirlerdir. O da o ilin vergi gelirlerinin yüzde 6’lık payı. Merkezi idare ‘İstanbul’a 15-20 milyar gönderelim’ diye yapmaz. 1985’de çıkarılan yasağı gereği. Biz borç stokunu aldığımızda bir TL olarak bir de Euro olarak söyleyeyim. TL olarak 5 milyar 192 milyondu. Biz bunu 3 milyar TL’ye düşürdük. Euora 1.992 idi. Şimdi Euro olarak 2,5 milyara çıkardık. Euro olarak borcumuz arttı. Euro borçlar dış kredilerdir, yatırıma yönelmiş kredilerdir. Buradaki borcun artması kötü bir şey anlamına gelmez. Bu borçlar yüzde 90’u raylı sistemler için alınmıştır, cari harcamalar için alınmamıştır.

“BELEDİYEYİ DEVRALDIĞIMIZDA RAYLI SİSTEMLER DURMUŞTU”

Geldiğimizde raylı sistemlerin tamamı durdurulmuştu. Hatta bir tanesinin projesi bile yoktu. Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt kısmı yüzde 0.05’ti. 10 binde 5’i yapılmış. 12 projeden 10 tanesi durmuştu. 1 tanesi hiç ortada yoktu. O zamanın parasıyla belediye 60 milyar sözleşme yükümlülüğü altındaydı. Biz hiç proje yapmazak, belediyenin 25 milyar bütçesi var, 10 milyarı yatırım kabul eden. 60 milyar sözleşme yapmak, 6 yıllık planı kapattın demek. Raylı sistemlerde AK Parti’nin hatası şuydu; ne düzeyde yapmış olursa olsun finansman bulmadan bunlara kalkışmış olması. Proje sadece şekil, şemal değilir. Finansmanın da sağlandığında proje olur. Ekrem Başkan seçildiğinde, raylı sistemlerden brifing aldığımızda bütün yatırımlar durmuştu. Tüneller açılmış, tünellerin geçici güçlendirmesi yapılmış çökmesin diye. Geçici güçlendirmenin ömrü 2 yıl, aradan geçmiş 2,5 yıl.

“BİR İLÇE BELEDİYESİ BÜTÇESİ KADAR FAİZ ÖDEMİŞ OLDUK”

Metro ile ilgili ya yatırıma devam edeceksiniz, ya da buraları kapatacaksınız. Ekrem Bey, Londra, Paris dolaştı bu 10 projenin tamamına kredi buldu. Biz meclisten bir krediler için borçlanma yetkisi istiyoruz, gecikerek de olsa veriliyor. Bir de cari harcamalar var. Ona yetki vermiyorlar. Bütçeyi onaylamak borçlanma yetkisini vermek anlamına gelmiyor. Birtakım şartlar koyuyorlar. Kamu bankalardan, yatırımcı bankalardan alabiliyorsun diyor. Ziraat Bankası kamu bankası mıdır, bize bilgi verin diyor. 2020 Şubatı’nda 1 milyarlık borçlanma yetkisi istemiştik. O zaman faizler de düşüktü. Grup başkanvekilerine ‘Lütfen faizler düşük iken bu borçları geçirelim’ dedim. Kabul etmediler. Ekim ya da Kasım’da geçti o 1 milyar. Faiz farkı 200 milyon oldu. Bugün İstanbul’da ortalama belediyenin bütçesi yaklaşık 400-500 milyondur. Bir ilçe belediyesinin bütçesini tamamen faize verdik.

“YÖNETİMDE İKEN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İYİ NİYETLİ DEĞİL”

TL karşılığı olarak borçları azaltmadık tabii. Bir Euro cinsinden bir TL cinsinden borcumuz var. Euro cinsinden borcumuz arttı, TL cinsinden azaldı. Kur farkının maliyeti 25 milyar var. Belediyenin 25 milyar 650 milyon. Bir İstanbul yılını kur farkı nedeniyle bir anlamda kaybetmiş olduk. Bu sene gelir bütçemiz 35 milyar, 43 milyar gider bütçemiz. Sayıştay raporunda 7 milyar borçlanma limitini aşmışsınız deniyor. Bu limitin içine sadece finansal borçlar, yani bankalara olan borçlar girer. Sayıştay buna bakardı. 2018 ve bu yıl şunu yaptı, bu borçlanma limitinin içine vergi, SGK, müteaihhitlere olan borç ve ayrıca teminat mektuplarını da dahil ediyorum dedi. Diğer üç kalemi de eklediğiniz zaman 7 milyara, fazlaya geçmiş oluyorsunuz. Sayıştay’ı saygın bir kurum olarak görüyorum. Biz yönetimde olduğumuz sırada böyle bir değişiklik yapılmasını iyi niyetle yorumlamıyorum. Geçmiş yıllarda böyle değildi, sadece 2018’de böyleydi.

“MUHTEMELEN YENİ BÜTÇE YA DA REVİZYON YAPILACAK”

Bizim borç miktarımız, tabii kur farkının ne kadara çıkacağını tam kestiremiyorum 51 milyar tutarında. Artı ticari borçları da koyuyoruz. Toplam 51 milyar lira tutarında. Muhtemelen yeni bütçe yapılacak. Ya da bütçede bir revizyon yapılacak. Her yıl devlet kur beklentisi açıklar. Hesabınızı, kitabınızı buna göre yaparsınız. Kurda hareketlenme başlayınca çalışmaya başladık. 20 olursa, kur farkının yüklediği yük çok olacak. Kur artarsa artacak. Borç stoğumuz 2 milyardan 2,5 milyara çıktık. Kur farkından olumsuz etkileneceğiz. İstanbul’un en önemli sorunu ulaştırma sorunudur. Raylı sistemler hep Euro üzerinden, dış kredilerden borçlanan sistemler. İki tane raylı sistem projemiz var. Beylikdüzü’nden Sabiha Gökçen’e kadar gidecek. Hız Ray olacak bu. 80-90 km. hızla gidecek. Bunu gönderdik, Ankara Bütçe ve Hazine Başkanlığı’ndan onayını bekliyoruz.

“BİZDEN ÖNCEKİ DÖNEME HAKSIZLIK YAPMAK İSTEMEM”

Biz 233 km. metro devraldık, toplam raylı sistem. 80 km.lik kısmı Halkalı’dan Gebze’ye kadar hat. 28 km.lik kısmı 94 öncesinde yapılmış. AK Parti’nin yaptığı 125 km. En çok metro yapan sayın rahmetli Kadir Topbaş, ikinci en çok yapan Nurettin Sözen. Sayın Cumhurbaşkanı, o zaman belediye başkanı iken en az metro yapan başkan olmuş. Biz 5 yılın sonunda 100 km. metro yapmış olacağız. Yılda 20 km. yapmış olacağız. Şu anda 18 km. Mecidiyeköy-Mahmutbey arası yaptık. 9 km. Haliç tramvayı, 1,5 km. Aşiyan. Yaklaşık 38-40 km. oluyor. Bizden önceki döneme haksızlık etmek istemem. Bunun yüzde 54-55’lik kısmı bizden önceki dönemde yapılmış. Mecidiyeköy-Mahmutbey hattında kabarmalar keşfedildi. Hatalarla yapılmış. Benim AK Parti’nin yaptığı işlerde en çok çekindiğim şey, işlerin göstermelik yapılması. Orası İTÜ’den rapor alındı ve düzeltildi. Seçimden 15 gün önce Haliç tramvayında açılış yapılmış. Raylar döşenmemiş, elektrik yok, tramvaylar da bitmemiş, onları yarım haliyle Bursa’dan getirmişler, 800 metre getiriyor, test sürüsü yapıyorlar. Biz sonuç olarak rasyonel, akılcı, hesaba kitaba dayanan, yatırım ve finansal işletme yapıyoruz.

“ENGELLEMELER SADECE MECLİS’TE YAPILMIYOR”

Meclis çalışmalarıyla ilgili sık sık kullanılan ifade var. ‘Biz yüzde 2’ye hayır dedik’ diyor. 3 bin 125 dosya karara bağlamış, 468’i komisyonlarda bekliyor. Karara bağlananlardan yüzde 84’ü oy birliği ile geçmiş. Yüzde 16’sı oy çokluğu ile geçmiş. Bir taraf hayır demiş, ama buna rağmen geçmiş. Bizimle geçen 5 yıllık dönemde yaklaşık yüzde 15 hayır oylarımız. Neye evet, neye hayır demişiz? Ulaşım projelerine evet dedik. Hafriyat projelerine hayır dedik. Bize kağıt parçasıyla gelip ‘Buraya hafriyat dökeceğiz’ diyorlardı. Biz de rehabilatasyonu soruyorduk. Engellemeler sadece mecliste değil. Mesela bu yıl vermedikleri borçlanma yetkisi, İSKİ’deki zamlar. Bayrampaşa planlarıyla ilgili o zamanki İmar Komisyonu Başkanı ‘Halktan özür dileyin, imar planı ile ilgili ne getirirseniz kabul edeceğiz’ diyorlar. Bunlar tamamiyle siyasi karar. CHP’yi, Millet İttifakı’nı nasıl sıkıştırabiliriz. Mesela Koruma Kurulu. İBB Meclisi’nde Saraçhane binasında oda düzenlemesi yapacağız. Binan tarihi eser konumunda, izin almanız gerekiyor. Koruma Kurulu’na yazı gönderdik, 1,5 yıl bekledik. ‘Badana yapabilirsiniz’ dediler.

“5 BİN TAKSİYİ BİZ İŞLETECEĞİZ DEDİĞİMİZDE KONU DEĞİŞTİ”

AK Parti döneminde izin alınmaz, ‘bu duvarı istemiyoruz’ denilirdi. Koruma Kurulu biz başvuru yapınca 1. dereceden eser yaptı Saraçhane’deki İBB binasını. Saraçhane şu anda Rumelihisarı, Galata Kulesi, İstanbul surlarıyla aynı kategoride. Halbuki Saraçhane onlara göre bir alt korunması gereken kategoride. Tabii ki korunması gereken bir yapı. 2016’dan bu yana taksi sorununun artmasıyla ilgili raporlar var. 5 bin taksiyi biz İBB olarak kendimiz işleteceğiz dediğimiz zaman konu değişti. Yoksa biz 5 bin taksiyi çıkarıyoruz, isteyen alsın demedik. Takside iki önemli sorun var. Taksinin kalitesi, ikincisi şoförün sosyal haklarının olmaması, doğru mu olur bilmem ama şoförün kalitesi. Biz istedik ki 5 bin taksiyi İBB olarak alalım, örnek araç, örnek şoför, maaşı, sigortası belli, çalışma saatleri belli, İstanbul’u bilen olsun. Biz örnek sunalım. Oradan para kazananın ekmeğiyle oynamamak lazım ama sistem değişmeli.

“BEKLENTİMİZ TAKSİ VE ŞOFÖRE YATIRIM YAPILMASIDIR”

Bin tane minibüs taksiye dönüştürüldü. 3 ay geçti hala bunu işletmiyorsunuz. Orada bin araç kuraları çekildi, yakında taksiye dönüşülecek. Dolmuş ve minibüaslerin azaltılması lazım İstanbul’da. 2 ay içinde imzaları tamamlandı. 38 tane imza lazım. Biz kura sistemiyle belirledik. O şekilde bin taksiyi devreye aldık. Burada sektörel bir değişim olacak. Bu işin organizasyonu kayıt dışı. Bu kayda girmiş olacak. Araç kalitesinin yükselmesi, şoföre yatırım. Siyaseten buradan AK Parti menfaat sağlamak istiyor, dayandığı kesimler o kesimler. Bizim beklentimiz taksiye ve şoföre yatırım yapmaları. Bizim odaklandığımız nokta İBB işletecek ya da işletmeyecek noktası değil. Odaklandığımız nokta taksi ve şoför kalitesi.

“EKMEK ÜRETİMİ AŞAĞI İNDİ VEYA ARTTI İDDİASI DOĞRU DEĞİL”

Halk Ekmek’in üç tane fabrikası var. Bunarın üretim kapasitesi 1,5 milyon ve biz 1,5 milyon ekmek üretiyoruz. Hadımköy’de bir fabrika yapılacak. Nisan’dan itibaren devreye girecek. Makinaları 2018’den itibaren gelmeye başlamış. Ama ortada bina olmadığı için ekmek üretimi yapılamamış. Bunların eksik bıraktığı bir sürü işi biz tamamlamak zorunda kalıyoruz. Binayı yaptık, bitirdik. Makinaların montajına geçildi. Nisan ayında üretime geçecek. 3 binin üzerinde bayimiz var. Biz de bakkallara vermeye başladık. Bizim dışımızda fırıncılar var. Her isteyen bakkala veremiyorsunuz, belli kriterlerden, kontrollerden geçirerek verebiliyorsunuz. Aşağı indi iddiası doğru değil, arttı iddiasını öne sürmüyoruz. Mart ayında bir teklif geldi. Halk Ekmek büfelerinin süresinin 3 yıl uzatılması ve yeni Halk Ekmek büfesi kurulması. Komisyon raporunda uzatılması kabul edilmiş, yeni Halk Ekmek büfesi için bir karar verilmemiş. Bunun üzerine aykırı teklif verdik.

“AK PARTİ, HALK EKMEK’TE ANLAŞILMAZ DİRENİŞ GÖSTERİYOR”

Bu konuyu eksik bıraktınız, karar verin dedik, reddettiler. Meclis kararında verilen oy birliği mevcut Halk Ekmek büfelerinin sürelerinin uzatılmasına ilişkin oy birliği var. Biz bu konuyu Aralık ayında bir kez daha gündeme getirdik, halk baskısıyla kabul etmek zorunda kaldık. Arka planda hep ‘Siz bunu yandaşlarınıza vereceksiniz’ diyorlar. Biz yoksulluk haritasına göre yerleştiriyoruz İstanbul’da Halk Ekmek büfelerini. Bazı kriterler koyalım dediler, şehit yakınları, engelliler, dul ve yetimler. Biz tamam dedik. Sonra ne oldu? Büfe koymak üzere ilçelere yazı yazdık. 39 belediyeye yazdık. ‘Şuralara büfe koymak istiyorum’ dedik. AK Partili belediyelerin birçoğu cevap vermedi, verenlerin bir kısmı ‘evet’, bir kısmı ‘hayır’ dedi. 50 tanesine ilçe belediyeleri karşı çıktı. Eyüp Sultan’a koyacağız mesela. Eyüp Sultan Belediyesi ‘Halk Ekmek büfeleri kuracak olanlar belediyemize bizzat başvuru yapmalılar, ilçe sınırlarımızda ikamet etmeliler, inceleyeceğiz ondan sonra izin vereceğiz’ diyor. Yahu arkadaş sana şahıs değil, yer soruluyor. Bir tanesi ‘İmam Hatip’in duvarına bitişik olması kaydıyla izin veririm’ demiş. 11 ilçe belediyesi cevap bile vermemiş. Halk Ekmek konusunda AK Parti hiç anlayamadığım bir direniş gösteriyor.

“BİZİM DÖNEMDE ÇIKAN İŞÇİ SAYISI 3 BİN 390”

AK Parti Grup Başkanvekili 45 bin, İçişleri Bakanı 30 bin kişiyi işe aldığımızı söylüyor. Kendi rakamlarında bir tutarlılık yok. Bizim elimizde tablolar var. Burada her gün günlük işe giriş, çıkış, evlendi, ayrıldı, boşandı hepsinin rakamları var. Bugün itibarile 20 bin 088 kişi yeni işe başladı. Bu da gerçek değil. Ağaç A.Ş’de 3 bin 78 kişi alınmış. Bunun 3 bini taşeron şirkette çalışırken, kararname gereği belediyenin bünyesine alınmış kişiler. Gerçekten yeni alınmış kişiler 5-6 bin civarında. İşten çıkartılanların toplamı 15 bin. Bunun 2 bin 783 emeklilik, 3 bin 448 kişi ise işin sona ermesi. Hatta işe girişlerde sürekli ihale var. A şirketi almış yapmış, sonra B şirketi orayı almış. A şirketi çalışanları oradan ayrılıp, B şirketine geçiyor, o da yeni işe başlamış gibi gözüküyor. Personel rejimi AK Parti döneminde allak bullak edilmiş. Şu istihdam meselesine girdiğimizde başımıza ağrılar giriyor. Aynı işi yapanların biri 5 bin, biri 8 bin alıyor. Biri şu ihaleyle, biri bu ihaleyle gelmiş. 25 yıl öyle bir noktaya gelmiş ki. Belki 25 yıl yönetseydik biz de o noktaya gelirdik. Finansal dengeler, personel, yatırımlar sarsılmış. Bizim işveren olarak çıkardığımızın sayısı 3 bin 390. 3 bin işçi kendisi ayrılmış. Hatırlıyor musunuz bir kadın Cumhurbaşkanına sarılarak ‘Ben ona hizmet edemem’ diyordu. Cumhurbaşkanı da ‘Merak etmeyin, topal ördek onlar’ demişti.

“CHP’Lİ BELEDİYELERE YAPILAN YARDIMLAR AZ”

Geçmiş dönemde AK Partili belediyelere yatırımlara baktık. AK Partili belediyelere yapılan 5,5 milyar. CHP 950 ila 1 milyar. CHP’li beledielerde kişi başına 229, AK Partili belediyelerde 506. En az para harcanan belediyeler CHP, en üstte AK Partili belediyeler. Fikirtepe’yi kaldırın, Kadıköy de aşağı iniyor. Şimdi bu rakamlar düzeliyor, bir dengeye oturuyor. Arnavutköy diyelim. Daha kırsal, daha farklı yatırımlar yapılması gerekebilir. 10 tane metro projesi neden durduruldu? Kurbağlıdere neden yapılmadı? Fikirtepe kavşağı niye öyle duruyor? Gezi Parkı’nı Vakıflar aldı. Biz Koruma Kurulu’na göndermiştik konuyu. Şubat’ta biz ‘Gezi Parkı dahil Taksim’i düzenleyeceğiz’ diyoruz, 1 ay sonra Vakıflar el koyuyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.