Mevlana Celaleddin Rumi kimdir? Mevlana Mesnevi şiirleri, sözleri ve eserleri nedir? Şeb-i Arûs nedir? Mesnevi sözleri, şiirleri!

0
Mevlana Celaleddin Rumi kimdir? Mevlana Mesnevi şiirleri, sözleri ve eserleri nedir? Şeb-i Arûs nedir? Mesnevi sözleri, şiirleri!

Mevlana vefat yıldönümünde saygı ve rahmetle anılıyor. Mevlana’nın sözleri ve şiirleri ise çok merak ediliyor. Peki Mevlana’nın şiirleri nelerdir? Mevlana’nın tüm eserlerine, şiirlerine, sözlerine haberimizden ulaşabilirsiniz.

MEVLANA CELALEDDİN RUMİ KİMDİR?

Muhammed Celâleddîn-i Rumi, veya kısaca bilinen adıyla Mevlânâ (30 Eylül 1207 – 17 Aralık 1273), 13. yüzyılda yaşamış Fars Sünni Müslüman şair, fâkih, âlim, ilahiyatçı ve Sufi mutasavvıf. Kendisinin etkisi yalnızca bir ulusla veya etnik kimlikle sınırlı kalmayarak pek çok farklı millete ulaştı; manevi mirası İranlılar, Tacikler, Türkler, Rumlar, Peştunlar, Orta Asyalı Müslümanlar ve Güney Asyalı Müslümanlar tarafından benimsenerek yedi yüzyılı aşkın bir süredir takdirle karşılandı. Şiirleri dünya çapında onlarca dile birçok kez çevrildi ve zaman zaman çeşitli farklı biçimlere dönüştürüldü. Kıtaları aşan etkisi sayesinde günümüzde ABD’de “en çok tanınan ve en çok satan şair” hâline geldi.

Mevlânâ, eserlerini çoğunlukla Farsça kaleme aldı ancak bunun yanı sıra nadiren Türkçe, Arapça ve Rumca kullanmayı da tercih etti. Konya’da yazdığı Mesnevî, Fars diliyle yazılmış en büyük şiirlerden biri olarak kabul gördü. Eserleri, yazıldığı orijinal hâliyle günümüzde hâlen Büyük İran’da ve Farsça konuşulan yerlerde okunmaktadır. Eserlerinin çevirileri ise özellikle Türkiye, Azerbaycan, ABD ve Güney Asya’da yaygın bir şekilde okunmaktadır.

Mevlana Celaleddin Rumi kimdir? Mevlana Mesnevi şiirleri, sözleri ve eserleri nedir? Şeb-i Arûs nedir? Mesnevi sözleri, şiirleri!

MEVLANA CELALEDDİN RUMİ HAYATI VE ESERLERİ

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Mevlâna’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında ‘Bilginlerin Sultanı’ ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Sultânü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’ten ayrıldı.

Sultânü’l-Ulemâ’nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar’ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü’l-Ulemâ Nişâbur’dan Bağdat’a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe’ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam’a uğradı. Şam’dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende’ye (Karaman) geldi. Karaman’da Subaşı Emir Musa’nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.

1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun’ u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolu’nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni tahsis etti.

Sultânü’l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı’na bugünkü yerine defnedildi.

Sultânü’l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna’nın çevresinde toplandılar. Mevlâna’yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems’te ‘mutlak kemâlin varlığını’ cemalinde de ‘Tanrı nurlarını’ görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems’in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî’nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü hayata veda etti. Mevlâna’nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen ‘Şeb-i Arûs’ diyordu.

Mevlana’nın Eserleri:

– Mesnevî

– Büyük Divan “Divan-ı Kebir”

– Fihi Ma-Fih “Ne varsa İçindedir”

– Mecalis-i Seb’a “Mevlana’nın 7 vaazı”

– Mektubat “Mektuplar”

ŞEB-İ ARUS NEDİR?

Şeb-i Arus, Türkçe: Düğün Gecesi, (Farsça şeb: gece, Arapça arus: düğün), Mevlevilikte Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin öldüğü gecedir. Mevlana Celaleddin Rumi, bu geceyi Rabb’ine, sevgiliye kavuşma gecesi olarak düşündüğü Düğün Gecesi olarak adlandırır. Rumi’nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında “Şeb-i Arus” olarak da anılmaktadır.

EN GÜZEL MEVLANA ŞİİRLERİ

“ETME” ŞİİRİ

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.

Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?

Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.

Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için…

Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,

Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.

Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.

Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;

Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,

Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,

O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.

Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.

Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.

Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Mevlana Celaleddin Rumi kimdir? Mevlana Mesnevi şiirleri, sözleri ve eserleri nedir? Şeb-i Arûs nedir? Mesnevi sözleri, şiirleri!

“DEMEDİM Mİ?” ŞİİRİ

Oraya gitme demedim mi sana,

seni yalnız ben tanırım demedim mi?

Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben’im?

Bir gün kızsan bana,

alsan başını,

yüz bin yıllık yere gitsen,

dönüp kavuşacağın yer ben’im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,

demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben’im asıl,

onu süsleyen, bezeyen ben’im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?

Sen bir balıksın demedim mi?

Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,

senin duru denizin ben’im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?

Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben’im,

senin kolun kanadın ben’im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,

demedim mi soğuturlar seni.

Oysa senin ateşin ben’im,

sıcaklığın ben’im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?

Kötü huylar edinirsin demedim mi?

Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?

Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?

“AŞK NEDİR?” ŞİİRİ

-Şarabım aşk ateşidir,hele onun eliyle sunulursa öyle bir ateşe odun kesilmezsen yaşamak haram olur sana.

-Söz dalga dalga coşmada amma onu dudakla,dille değil,gönülle canla anlatman daha iyi.

-Aşk nedir,bilmiyorsan gecelere sor,şu sapsarı yüzlere,şu kupkuru dudaklara sor.

-Su nasıl yıldızı,ayı aksettirir,gösterirse bedenler de canı,aklı bildirir,gösterir.

-Can,aşktan binlerce edep öğrenmede,öylesine edepler ki mekteplerde okunup öğrenilmesine imkan yok.

-Gökyüzünde,yıldızlar arasında parlak ay nasıl görünürse aşık da yüzlerce kişi arasında öyle görünür,o göründümü herkesin parlaklığı söner.

-Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile,gene aşk yolunu bilemez,şaşırır kalır.

“BEN BENDE DEĞİL” ŞİİRİ

Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,

Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,

Bir öyle garip hale bugün geldim ki

Sen ben misin, bilmiyorum, ben mi senim.

“OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” ŞİİRİ

Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.

Gece gibi ol ayıpları örtmekte.

Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.

Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.

Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.

Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

“ALLAH’IM BU VUSLATI HİCRAN ETME” ŞİİRİ

Allahım bu vuslatı hicran etme

Aşkın sarhoşlarını nalan etme

Sevgi bahçesini yemyeşil bırak

Bu mestlere bahçelere kasdetme

Dalı yaprağı vurma hazan gibi

Halkını başı dönmüş zelil etme

Kuşunun yuvasının ağacını

Yıkma da kuşlarını perran etme

Kumunu ve mumunu karıştırma

Düşmanları kör et de şadan etme

Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır

Onların işlerini asan etme

İkbal kıblesi yalnız bu halkadır

Umut kabesin öyle viran etme

Bu çadır iplerini öyle katma

Çadır senindir eya sultan etme

Yok dünyada hicrandan daha acı

Ne istiyorsan et de onu etme

Mevlana Celaleddin Rumi kimdir? Mevlana Mesnevi şiirleri, sözleri ve eserleri nedir? Şeb-i Arûs nedir? Mesnevi sözleri, şiirleri!

“DOSTLAR, GÜN BUGÜN” ŞİİRİ

Toy, düğün kumaş oldu, ölçüldü biçildi.

Toy, düğün elbise oldu uzun boya.

Toylar, düğünler tam bizim için,

toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

Şekere eş oldu dudu kuşu,

zühre eş oldu aya.

Toylar, düğünler tam bizim için,

toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

Bugün hayat öylesine rahat.

Bugün yürekler öylesine ferah.

Bugün insanlar öylesine kardeş.

Toylar, düğünler tam bizim için,

toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

Ey şehrimizi aydınlatan sultan,

güvey oluyorsun bir güzele bu gece.

Ne de güzel yürüyorsun mahallemizde salına salına,

ne de güzel akıyorsun deremize çağlaya çağlaya,

ey bizi unutmayan, bizi arayan dost,

ey bizim suyumuz, ırmağımız.

Toylar, düğünler tam bizim için,

toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

Dostlarım, gün bugün,

oynayın, raksedin, dönün.

Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,

bir bölük halk dalga dalga secdede.

Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,

bir bölük halk kanımızı içmede.

İşte girdi gerdeğe nergisle gül,

işte astım davulumu boynuma.

Toylar, düğünler tam bizim için,

toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

“BU AYRILIK” ŞİİRİ

Kusuruma bakmayın benim, dostlar,

bağışlayın beni.

Ben davullara, bayraklara aldırmayan

bir padişahın yoluna düşmüşüm,

deli divane olmuşum.

Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,

çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.

Ama yok da sayılmam hani,

var olan bir şeyim ben.

Haydi ben bensiz geleyim,

sen sensiz gel.

Ne varsa şu ırmağın içinde var,

soyunalım iki can,

dalalım şu ırmağa, hadi.

Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,

bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

Bu ırmakta ne ölmek var bize,

bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.

Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,

bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

Durma, çabuk gel, gelmem deme.

Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,

senin şânına sadece gelmek yaraşır.

MEVLANA’NIN TÜM ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ…

EN GÜZEL MESNEVİ SÖZLERİ

– Dünya; dedikodu, tartışma ve bahis kuyusudur. Bu kuyuya düşersen sağlam çıkamazsın.

– “Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

olduğunu öğrendim.”

– Nuru bir su bil, suya yapış, suyu elde ettin mi ateşten korkma! Ateşi su söndürür.

– “Gözler perdeleri delip hakikatı görmeye başladı mı nur, onun nurudur artık. Bu nura sahip olan, dışa bakar, içi görür.”

– “Şükret, mağrur olma, ululanma, kulak ver, kendini hiç önemseme”

– Sır gibi seversen eğer, muradın gerçekleşir. Çünkü tohum, toprağa gizlenirse yeşerir.

– Mademki topraktakilerin feryadından kaçmaktasın. Kederlilerin yüreğine niye gam saçarsın?

– “Senin canında bir can vardır. Sen o canı ara!

Senin teninin dağında çok kıymetli bir inci bulunmaktadır.

Sen o incinin madenini ara!

Ey Hak yolunda yürüyüp giden sufi!

Eğer arayabiliyorsan, onu sen kendinde ara,

Kendinden dışarda arama!”

– Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerek.

– “Gel, gel, ne olursan ol yine gel,

ister kafir, ister mecusi,

ister puta tapan ol yine gel,

bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,

yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…”

– “İnsanda güzel olan yüzdür,

Yüzde güzel olan gözdür,

Ama insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür…”

TÜM MEVLANA ŞİİRLERİ VE MESNEVİ SÖZLERİ İÇİN TIKLAYINIZ…

Tags:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bostancı escort mecidiyeköy escort ılıca escort ankara escort bayan avcılar escort esenyurt escort istanbul escort beylikdüzü escort